TFF Ligleri Başlatma Kararının Hukuki Analizi

0
124

Hukuk, kendi içinde yer alan disiplinlerin birbirinden etkilendikleri bir alandır.  Hukuki bir analiz yaparken, özel kanun-genel kanun kıstaslarına dikkat etmenin yanı sıra yaptığınız analiz ve değerlendirmenin sağlıklı olması açısından spesifik bir alana ilişkin değerlendirmelerinizi etkileyen diğer hukuk dallarının da somut olaya etiklerini göz önüne almanız gerekmektedir.  Spor hukuku alanında bir değerlendirme yaparken konunun diğer hukuk dalları ile olan ilişkilerini ve etkilerini göz ardı etmeniz mümkün değildir.

TFF’nin Covid-19 salgınına ilişkin kararlarının başta Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve TCK olmak üzere diğer hukuk düzenlemeleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi elzemdir.  Bu analizimizde de biz, spor hukuku ile birlikte diğer hukuk dallarında meri olan mevzuattan istifade edeceğiz.

Türkiye Futbol Federasyonu 5894 sayılı kanun ile kurulmuştur.  Kanunun uyarınca TFF’nin temel amacı kısaca;

  • Her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek,
  • Teşkilatlandırmak, geliştirmek ve
  • Türkiye’yi futbol konusunda  yurt içinde ve yurt dışında temsil etmektir.

TFF kanun gereğince yukarıda sayılan amaçları gerçekleştirmek için FIFA ve UEFA’nın tüzüklerine uygun şekilde özerk bir kurum olarak kurulmuştur.   TFF özerk bir kuruluştur ancak bu durum TFF’nin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına bağlı bir kuruluş olmasını ortadan kaldırmamaktadır.

TFF 5894 sayılı kanun uyarınca diğer görevlerinin yanı sıra;

  • Yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri için plan, program, benzeri her türlü düzenlemeyi ve anlaşmayı yapmak ve başarılı sonuçlar sağlanması için gerekli tedbirleri almak.
  • Her düzeyde müsabakalar düzenlemek ve milli takımlar ile kulüp takımlarının uluslararası müsabakalara katılması ve mücadele edebilmesi için gerekli tedbirleri almaktan da sorumlu ve görevli kılınmıştır.

Bu kapsamda TFF genel kurulu kanunun kendisine verdiği yetkiye dayanarak FIFA ve UEFA’nin yönergleri ve 5894 sayılı kanun ile uyumlu şekilde statüsünü yayınlamıştır.  Statüsüne ve 5894 sayılı kanuna göre de her sene liglere ilişkin statüleri yayınlamaktadır.  Bu kapsamda liglerin başlama zamanı, liglere katılacak takımların belirlenmesi, takımların yükümlülükleri vs hep TFF’nin yetki ve görev alanındadır.

Ligleri Başlatmak veya Tehir Etmek Kimin Yetkisinde?

Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren TFF statüsünün 80’inci maddesi uyarınca mücbir sebep durumlarında ne şekilde davranılacağı da hükme bağlanmıştır.  Statüye göre mücbir sebep durumlarında; ¨Bu Statü’de yer almayan tüm konularda ve mücbir sebep hallerinde Yönetim Kurulu nihai olarak karar verir. TFF, kararını verirken FIFA ve UEFA kurallarını ve hak ve adalet ilkelerini dikkate alır.¨ düzenlemesi uyarınca TFF Yönetim Kurulu nihai kararı almaya yetkili kılınmıştır.  Covid-19’un DSÖ ve Sağlık Bakanlığı tarafından genel bir salgın olarak kabul edilmesinden sonra, ortaya çıkan bu durumun bir mücbir sebep hali olduğu hukuken tartışmasızdır.

Statünün 80’inci maddesine göre TFF’nin UEFA’nın 23 Nisan 2020 tarihli açıklamasına dayanarak liglerin oynatılmasına ilişkin kararı tek başına alması hukuken mümkün müdür?  Tek başına spor hukuku üzerinden konu incelendiğinde bu sorunun cevabı evet olmaktadır.  Ne var ki 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 663 sayılı Sağlık Bakanlığı Ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, salgın hallerinde alınacak tedbirlerin belirlenmesinde Sağlık Bakanlığını tek yetkili otorite olarak saymaktadır. 

1593 sayılı Kanunun 64’üncü maddesi ülkenin genelinde veya bir bölümünde bir salgın hastalık varlığının tespiti halinde Sağlık Bakanlığının yetkili olduğunu düzenlemiştir.  Aynı kanunun 72 maddesi Bakanlığa hastaların karantinaya alınması, seyahat kısıtlaması uygulanması, salgına sebebiyet veren hayvan veya gıdaların imha edilmesi başta olmak üzere her türlü tedbir ve önlemi almakla görevlendirmiştir.  Kanunun 77’inci maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığının salgının devam ettiği yerlerde, tüm halka açık etkinliklerin yasaklama ve ertelenme yetkisi de mevcuttur.

Bu düzenlemeler karşısında Sağlık Bakanlığının liglerin oynanması konusunda TFF’nin yetkili olduğu yönündeki açıklaması ve değerlendirmesi hukuki olmadığı gibi açıkça kanunun ihlal edilmesi durumunu da ortaya çıkarmaktadır.  Bu durumun Sağlık Bakanlığı personeli açısından açıkça görevi ihmal suçunu da meydana getireceği açıktır.  TCK 257/2 ¨Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.¨ hükmü ile görevi ihmal suçunu düzenlemiştir.

1593 sayılı kanun kamu salığına ilişkin hükümler taşıdığından dolayı söz konusu kanunda yer alan düzenlemeler emredi hukuk kurallarıdır.  Buna ek olarak salgın hastalıklara ilişkin düzenlemelere yer vermesi nedeniyle 1593 sayılı kanun bir salgın hastalık durumunda özel kanun hükmünde olup, 5894 sayılı kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan TFF tüzüğünden evveliyatla uygulanacak hukuki normdur. 

İç hukuk düzenlemeleri bu şekildeyken UEFA tarafından yayınlanan ve ulusal federasyonlara tavsiyelerin yer aldığı 23 Nisan 2020 tarihli duyuruda da yerel federasyonların yerel sağlık otoritelerin kararlarına uymaları ve bu otoriteler tarafından yapılan yasaklamalara uyulması gerektiği açıkça belirtilmiştir.  Bu nedenle, 1593 sayılı kanundaki düzenlemeler ile Sağlık Bakanlığının liglerin oynanıp oynanmaması konusunda tek yetkili otorite olması UEFA’nin duyurusunun da bir sonucudur.

Tüm bu değerlendirmeler kapsamında Sağlık Bakanlığının liglerin oynanması ve tehir edilmesine ilişkin kararın TFF uhdesinde olduğuna ilişkin sözlü açıklamasının idare hukuku açısından bir bağlayıcılığı olmadığı gibi bu açıklamaya dayanarak TFF’nin liglerin oynanmasına ilişkin TFF statüsünün 80 maddesine dayanarak alacağı kararın hukuki bir geçerliliği de olmayacaktır.

TFF’nin statünün 80. Maddesini ve Sağlık Bakanlığının sözlü açıklamasını dayanak yaparak liglerin oynatılması kararına karşılık; Kulüpler, antrenörler, oyuncular, malzemeciler, TFF saha görevlileri, hakemler vb şekilde müsabakalarda yer alması gereken kişiler tarafından idare mahkemesinde Yürütmeyi Durdurma talepli olarak açılacak dava ile TFF’nin söz konusu kararının iptali talep edilebilecektir. 

Anayasa Mahkemesinin Kararının Önemi

Bu tür bir davada Anayasanın 59’uncu maddesi uyarınca TFF ilk derece değerlendirme kurulları tarafından verilen kararlara karşı TFF tahkim kurulu dışında bir organa başvurulamayacağı hükmünden hareketle Yargı yolunun kapalı olduğu ileri sürülmesi de söz konusu da olamayacaktır.  Çünkü, Anayasaya göre hiçbir kurum ve organ yasalarda yer almayan bir hak ve yetkiyi kullanamaz.  Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 2017/136 E ve 2018/7 K ve 18.01.2018 tarih sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesi ¨Anayasa’nın 59. maddesinde spor federasyonlarının yalnızca spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği ve tahkim kurulu kararlarına karşı yargı merciine başvurulamayacağı öngörülmesine rağmen, itiraz konusu kuralda böyle bir ayrım yapılmaksızın ilgili mevzuat ile TFF kurul ve organlarının kararlarına ilişkin olarak çıkacak tüm uyuşmazlıklar bakımından ilk derece hukuk kurullarının münhasıran karar vermekle yetkili kılınması ve ilk derece hukuk kurullarının kararlarına karşı yargı yoluna başvurulmasının engellenmesi, Anayasa’nın 59. maddesinde yer alan düzenlemeyle bağdaşmadığı gibi ilgililerin mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldırmakta ve hak arama hürriyetinin özüne dokunmaktadır.¨ gerekçesi ile 5894 sayılı kanunun 5’inci maddesinin 2’inci fıkrasını kararın yayınlanmasından bir yıl sonra geçerli olmak üzere iptal etmiştir.  Söz konusu karar 02.03.2018 tarih ve 30348 sayılı Resmi Gazete yayınlanmış ve anılan hüküm 02.03.2019 tarihinde yeni bir düzenleme yapılmadığından kesin olarak iptal edilmiştir.

Anılan Anayasa Mahkemesi kararı olmasa dahi TFF’nin salgın durumuna ilişkin olarak 1593 sayılı kanuna rağmen karar alması zaten düşünülemezken, bu şekilde bir karar alması durumunda da idare mahkemesine dava açılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararından sonra bir tereddütte kalmamıştır.

Liglerin oynanmasına ilişkin karar TFF’nin görüş ve değerlendirmeleri ile ancak Sağlık Bakanlığı tarafından alınacak bir karar ile mümkündür.  Bu durumda da sağlık ilminin gerekleri doğrultusunda salgının engellenmesi ve bulaş riskini sıfır mertebesine getirecek önlemler ile bu mümkün olabilir.  Bu anlamda bizce ligler ancak aşağıda yer alan tedbirler veya benzerleri ile oynanması mümkün olabilir.

Liglerin Oynanmasına İlişkin Tedbirler Neler Olabilir

  1. Tüm kulüplerin ve tüm müsabakaların TFF ve Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tek bir lokasyonda oynanması
  2. Tüm kulüplerin müsabakalarda yer alacak oyuncu ve görevlileri ile TFF’nin müsabaka kuralları uyarınca müsabakalarda zorunlu bulunması gereken; hakem, gözlemci vb görevlilerin belirlenen lokasyonda tüm müsabakalar tamamlanana kadar dış temastan uzak şekilde tecrit halinde bulunmaları
  3. Müsabaka yapılacak lokasyonda kulüplerin, TFF’nin ve yayıncı kuruluşun görevlileri ve konaklayacakları tesislerdeki çalışanların müsabaka süresince tecrite alınmadan önce hastalık ile temaslarının sıfır olduğunun kesin belirleneyecek ön karantina süresinden sonra söz konusu lokasyona alınması
  4. Müsabaka tecrit süresince bu kişilerin kesinlikle tecrit alanını terk etmemeleri, terk edenlerin müsabaka tecrit süresi sonuna kadar geri alınmaması.
  5. Belirlenen lokasyonda müsabaka alanı ile takımların konaklama alanları arasında ki seyahatin aynı kurallara tabi kişilerce sağlanması hatta mümkünse konaklama ile müsabaka alanlarının aynı kompleks içinde yer alması.

Yukarıda sayılanlar hastalığa ilişkin Sağlık Bakanlığının yayınladığı rehber uyarınca Covid-19’un bulaşmasına ilişkin tanımlaması karşısında mecbur görünmektedir.  Çünkü damlacık yoluyla bulaşan bir hastalıkta sıfır hastalık olan bir grubunu tamamen izole bir şekilde müsabaka yapması dışında bir seçenek mantıken söz konusu değildir. Temasın aşırı olduğu, testlerin kesin tanı için %100 olarak sonuç vermediği, hastalığın kuluçka evresinde testlerin yanıltıcı olduğu kesinlik kazanan ve damlacık yoluyla bulaşan bir hastalığın, bir enfekte oyuncu tarafından futbol gibi aşırı temaslı ve bol damlacıklı bir spor dalında tüm müsabakada bulunanlara  yayılması kaçınılmazdır. Buna mukabil TFF sağlık kurulu tarafından yayınlanan ¨Futbola Dönüş Öneri Protokolü¨ incelendiğinde deplasmanlı ve her takımın kendi stadında müsabaka yapacağı ve kendi antreman tesislerini kullanacağı bir modelin önerildiği görülmektedir. Bu modelde en sakıncalı olan durum ise oyuncular dahil kulüp çalışanlarının kendi evlerine covid-19 öncesinde olduğu gibi gidip gelmelerininde engelleyen bir önerinin mevcut olmamsıdır.

Sonuç olarak, TFF’nin meri mevzuata göre liglerin oynanıp oynanmaması konusunda bir yetkisi söz konusu değildir. 1593 sayılı kanun uyarınca Sağlık Bakanlığının bu yetkisini TFF’ye devretmesi veya bakanlık tarafından açıklandığı üzere TFF’nin sorumluluğunda alınacak bir karar olduğu yönündeki bir değerlendirme de hukuki değildir.

Av. Murat Keçeciler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here