Ana Sayfa Politika Teoriden-Pratiğe Erken Seçim Olasılığı

Teoriden-Pratiğe Erken Seçim Olasılığı

0
83

“Her seçim, zamanında yapılmış bir seçimdir”

Süleyman Demirel

Türk siyasetinde altı kez gelip yedi kez giden efsane siyasetçilerden 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e erken seçim kararı ile ilgili olarak soru sorulduğunda verdiği cevap; “Her seçim, zamanında yapılmış bir seçimdir” olmuştur. Gerçekten de siyasi şartlar oluştuktan sonra bir seçimin ertelenmesi veya geciktirilmesi Türkiye’de pek mümkün değildir. Rahmetli Necmettin Erbakan bu durumu zamanında “kadayıfın altı kızardı mı kızarmadı mı bakacağız” sözleri ile ifade etmişti.

23 Haziran 2019 tarihinde yapılan İstanbul yenileme seçimlerden sonra her kesimden gazeteci ve yorumcu Türkiye’de erken seçim olur mu? sorusunu sormaya başlamıştır.

Öncelikle işin teknik boyutunu ortaya koymakta fayda vardır. Anayasa’nın 116. maddesine göre Seçimler ya TBMM üyelerinin beşte üçünün çoğunluğunun oyu ile ya da Cumhurbaşkanı tarafından yenilenebilmektedir.

Bugün Meclis aritmetiğine bakıldığında; hiçbir ittifakın, karşı ittifaktan veya ittifak dışı partilerden destek almadan erken seçim kararını Meclisten geçiremeyeceği ortaya çıkmaktadır. Mecliste 360 sayısına ulaşmanın bu denli zor olması seçimlerin Meclis eliyle yenilenmesini zorlaştırmaktadır.

Bu teknik zorluğun yanı sıra, Meclis seçimleri yapılalı 1 yıllık sürenin daha yeni dolmuş olması da seçimlerin kısa süre içinde yenilenmesi önünde bir başka engel olarak durmaktadır. Vekillerin özlük haklarını tam olarak elde etmeleri için 5510 sayılı yasa uyarınca geçirmeleri gereken 2 yıllık süre dolmadan, çok ekstrem koşullar oluşmadan, bir erken seçim kararının Meclisten çıkmasını öngörmek çok gerçekçi değildir.

Seçimler Cumhurbaşkanı tarafından yenilenebilir mi? Cumhurbaşkanı bu imkanı kullanması durumunda kendisinin hem görev süresinden hem de görev döneminden feragat etmesi gerekecektir. Bu nedenle de seçimlerin Cumhurbaşkanı tarafından yenilenmesi olası değildir.

Peki teknik olarak bu kadar zor olan bir süreç bu günlerde neden bu kadar çok dillendirilmektedir? Üstüne üstlük hem iktidar hem de muhalefet temsilcileri bir erken seçime ihtiyaç olmadığını kesin bir dille ifade ederken. Bunlara ek olarak Türkiye 2014 yılından bu yana 7 kez yerel veya genel seçim için bir kez de referandum ve Cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gitmişken. 5 yılda seçmen 9 kez sandıkla karşılaşmıştır. Buna ek yenilenen İstanbul Belediye seçimleri ile İstanbul seçmeni için bu sayı 10 olmuştur. Seçmen de bu kadar bıkkınlık varken, peki neden bu erken seçim tartışmaları gündemdedir? Burada işin pratiğine biraz bakmak gerekiyor.

Türkiye’de geçmişte yapılan erken seçimler incelendiğinde, alınan erken seçim kararlarının önemli bir çoğunun ekonominin yarattığı toplumsal huzursuzluğu dindirmek amacıyla yapıldığı görülmektedir. Ekonomik motivasyonlu erken seçim kararlarından sonra ise ülke olarak en sık şekilde, iktidarın muhalefeti hazırlıksız yakalama amacına matuf baskın erken seçim kararları alındığı müşahede edilmektedir.

Bugün Türkiye de erken seçimi tetikleyecek bir ekonomik kriz mevcut mudur? Bu soruya şu anda olumlu cevap vermek mümkün değildir. Türkiye’de ekonomik bir daralma yaşandığı açıktır. Bu yaşananları büyük bir kriz olarak ifade eden iktisatçılar olmasına rağmen çoğunluk krizin daha da derinleşmesi olasılığını beklemektedirler. Hali hazırda ekonominin içinde bulunduğu durum, son yerel seçimleri sonuçları özelinde, iktidar değişimini tetikleyecek bir nitelikte olmadığını ortaya koymaktadır. Gelişmekte olan piyasaların lehine olan kürsel ekonomik gelişmeler, Türkiye ekonomisi içinde bir fırsat penceresinin açılma olasılığını kuvvetlendirmektedir. Ancak, ekonomi yönetiminin geçmiş başarısız performansı, siyasi karar alıcıların irrasyonel kararlarda ısrarcı oluşları gibi etkenler Türkiye üzerindeki olumlu beklentileri zayıflatmaktadır. Tüm bunlara ek olarak, Türkiye’nin S-400 alımını gerçekleştirirse ABD ile daha önce fragmanı yayımlanan krizin full versiyonun yayına girecek olması olasılığı ise olumsuz tablo beklentisini artırmaktadır. Günün sonunda ise Türkiye’de erken seçimi tetikleyecek bir ekonomik konjonktür mevcut değildir ama mevcut olma olasılığını yüksektir.

Derinleşen bir ekonomik kriz içinde iktidar ittifakı erken seçim opsiyonundan ne derece öteleyebilir? Muhalefet yerel seçimlerde elde ettiği zaferini icraat ile pekiştirmek için ekonomik krizin yıldırdığı kitlelerin rahatsızlıklarına sesiz kalabilir mi? Türkiye’de parlamenter sistem geçerli olsaydı, bu soruların cevaplarını her iki siyası blokta seçimin ertelenmesi için tüm opsiyonlarını kullanır olarak vermek mümkün olabilirdi. Çünkü parlamenter sistem kriz anlarında kendi içinden farklı iktidar seçenekleri çıkarmaya imkan sağlayan bir sistemdir. Azınlık hükümetinden, milli mutabakat hükümetine kadar birçok opsiyon ve seçenek mümkünken, başkanlık sisteminde ise böyle opsiyonlar yaratmanız ise çok zor, hatta imknsızdır.

İstanbul yerel seçimlerinin yenilenmesi ile Ak Parti siyasi tarihinde ilk defa net bir seçim mağlubiyeti ile karşılaşmış durumda kaldı. Bunun Ak Parti’nin uyguladığı politikalardan rahatsız olan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan gibi isimlerin harekete geçmesi için önemli bir imkan ortaya çıkaracağını öngörmek yanlış olmayacaktır.

Ekrem İmamoğlu’nun toplumun farklı kesimlerinden bir teveccüh elde etmesi ise kendisini ilerleyen yıllarda Türk siyasetinde önemli bir aktör ve oyuncu olacağını ortaya koymuştur.

İmamoğlu’nun binbir zahmet elde ettiği belediye başkanılığı devam ederken bir erken seçim sürecinin başlamasını istemeyeceği açıktır. Ak Parti iktidarı hem kendi içinden ayrılacak yapıları hazırlıksız yakalamak hem de İmamoğlu’nun sahada olmayacağı bir ortamda baskın bir seçime karar verir mi? Ekonomik faktörün etken olmadığı bir seçimin bu dönemde gerçekleşmesi pek mümkün değildir. Bu nedenle siyaseten hesap yapanların baskın seçimden çok, ekonominin tetiklediği bir erken seçime odaklanmaları akıllıca olur kanaatindeyim. Ancak, siyasette seçim lafları çok sıklıkla dile getirilir ise o seçim fikri, sandık olarak seçmenin önüne öyle veya böyle gelir. Bu seçim lafları gündemde daha sık yer alırsa, siyasi bir değerlendirmeden çıkıp bir siyasi süreç haline gelebilir. Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazın