Recep Tayyip Erdoğan, siyaset serüvenine MSP gençlik kollarında 70’li yılların sonunda başlamış bir siyasi isimdir. MSP’nin kurucusu olan Erbakan’a karşı çıkan ve başını Korkut Özal’ın çektiği ekip içinde, İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olarak yer alarak siyasi olarak ilk kez adından söz ettiren Recep Tayyip Erdoğan, zaman içinde Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanlığı, İstanbul İl Başkanlığı yaparak parti içi siyasi kariyerine hep yükselerek devam etmiştir.

Bu siyasi yolculuğu içerisinde 1989 yerel seçimlerinde, Refah Partisi Beyoğlu Belediye başkan adayı olarak ve 1991 genel seçimlerinde de Refah Partisi İstanbul Milletvekili adayı olarak seçim mağlubiyetleri de yasamış olmasına rağmen 1994 yerel seçimlerinden bu yana girdiği tüm seçimleri tartışmasız bir üstünlük ile kazanan bir isim olmayı başarmıştır.

Siyaseten tam bir winner olan Erdoğan için kazanmak bir alışkanlık haline gelmiş durumda. 2002 genel seçimleri ve sonrasında başlayan 18 yıllık kesintisiz iktidar sürecinde toplamda 3 kez yapılan referandumlarda da seçmenler, Erdoğan’ın tercihleri istikametinde oy vererek, Erdoğan’ın zafer serisine yenilerini eklemesine imkan vermişlerdir.

Bir siyaset duayeni olmanın ötesinde, Erdoğan siyasi bir fenomen mertebesindedir. Dünyada, Türkiye gibi serbest seçimlerin olduğu hiçbir ülkede, Erdoğan ölçeğinde bir siyasi başarı hikayesi görmeniz mümkün değildir. Peki nedir sayın Erdoğan’ın alameti farikası? Seçmenler 18 yıl boyunca iktidarda olan bir lidere ve partisine neden bu denli büyük ve kesintisiz bir teveccüh göstermektedirler? Bu durumun temel siyaset teorisi ile izahı çok kolay değildir. Çünkü yerleşik siyaset teorisine göre, iktidarda olan siyasetçiler aldıkları ve almadıkları kararlardan dolayı halk nezdinde yıpranırlar. Zaman iktidarların aleyhine işler. Erdoğan ve partisinin hikayesi bu öngörüleri hep boşa çıkarmaktadır.

Türkiye kamuoyunda Erdoğan’ın başarısının altında yatan en büyük etmen olarak öne çıkan sebep, seçmenlerin iktidarı değiştirecek bir alternatifin bulamıyor olmaları olarak gösterilmiştir. Peki gerçekten de seçmen alternatifsizlikten, yeni bir iktidar seçeneği bulamıyor olmasından dolayı mı Ak Parti ve Erdoğan’ın zaferlerini perçinlemektedir? Bizce bu yaklaşım bir noktaya kadar doğru olsa da resmin bütünü içinde ufak bir detay olarak gözükmektedir. Erdoğan’ın zaferlerinin birincil sebebi olarak muhalefetin yetersizliğini öne çıkarmak, bizce Erdoğan ve siyasi zaferlerini hafife almaktır. Muhalefetin yetersizliği bir etken olsa da bu durumun ortaya çıkması da gene Erdoğan’ın siyasi zekasından ve çabasından ileri gelmektedir.

Erdoğan’ın en önemli avantajı 90’lı yıllar gibi ülke açısından kaybedilmiş bir dönemin sonrasında, mükemmel bir zamanlama ile Ak Parti ile siyasete tekrar girmesinden kaynaklanmaktadır. Mevcut siyasi aktörlerin tamamından bıkmış ve bir umut görmeyen seçmen için Erdoğan; doğru zamanda, doğru ekiple ve doğru bir program ile halkın karşısına çıkmıştır.

Erdoğan’ın zaferler ile bezeli siyasi serüveninde ikinci en önemli nokta, Erdoğan gibi safkan bir siyasetçiyi durdurmak için Ahmet Nejdet Sezer ve Anayasal Hukuk Sistemini kafi gören bir mantalitenin, mücadeleyi siyasi zemin dışına çıkararak yapması olmuştur. Kendi oyu ile iktidar gücünü devrettiği Erdoğan’ın siyaset dışı aktörlerin, kural dışı hamleleri ile elemine edilme çabası, seçmenlerin hem öfkesine hem de Erdoğan’a duydukları bağlılığı perçinlemiştir. Erdoğan siyaset dışı bu aktörlerin hamlelerini ise her defasında geçmiş siyasi aktörlerin benzer olaylarda sergiledikleri teslimiyetçi tavrın tam zıttı ve ekstrem bir duruşla savuşturmuştur. Bu yaklaşımı ile Erdoğan ezber bozan bir siyasetçi olarak; halk üzerinde, halkın iradesine sahip çıkan korkusuz bir lider hüviyetine kavuşmuştur.

E-Muhtıra, Kapatma Davası, 367 kararı gibi hukukun zorlanması sonucu oluşturulmaya çalışılan muhalif cephenin, Cumhuriyet Mitingleri, Gezi Parkı gibi eylemler ile kitleselleştirme çabaları, sıradan seçmen tarafından satın alınmamıştır. Esasında demokratik teamüller ve kaideler ile arası çokta hoş olmayan Erdoğan, halk üzerinde bir Demokrasi savunucusu konumuna yükselmiştir. Sıradan seçmenin tasvip etmediği bu olaylara karşı sayın Erdoğan hep beklenenden farklı tepkiler ve hamleler ile karşılık vermiştir. Oyun bozan ve kendi oyun planını kabul ettiren güçlü bir lider profili, bu olaylar ile pekişmiştir.

Erdoğan’ın partisinde kendisine karşı muhtemel rakiplerini de elemine ederek, partisinin kendisine olan sadakatini perçinlemesinde de bu aktörlerin Erdoğan’ı hep küçümseyen yaklaşımları, Erdoğan’ın kazanç hanesine yansımıştır. Siyasetin teşkilat boyutuna Erdoğan kadar hakim olmayan ve hatta bu işleri gereksiz angarya olarak gören partideki muhtemel rakipleri, farkında olmadan Erdoğan’a büyük bir saha ve güç alanı yaratmışlardır. Erdoğan en iyi bildiği alan olan siyasetin kendisine terk edilmesinden hiçbir zaman şikâyet etmemiştir. Tüm kongre süreçlerini ve tüm teşkilat yapılanmasını en ince ayrıntısına kadar hazırlamak Erdoğan’ın bir siyasi fenomene dönüşmesinde en önemli yapı taşı olmuştur.

FETÖ yapılanmasının haksız ve hukuksuz uygulamalar ile geniş kitlelerde uyandırdığı nefret, gün gelecek Erdoğan’ın en önemli saldırı silahına dönüşecekti. FETÖ unsurlarının, ABD bulunan liderlerinden aldıkları talimat ile Erdoğan ve yakınlarını hedefe aldıkları saldırılarında, Erdoğan hiç beklemedikleri şekilde, FETÖ eliyle mağdur edilen grupların öfkesini, kendisi lehinde bir hücum silahına dönüştürmüştür. FETÖ’nün Erdoğan ile giriştiği kavgada yaptığı en temel hata, Erdoğan’ın parti içindeki muhtemel rakiplerinkiyle hemen hemen özdeştir. Her iki grupta Erdoğan’ı küçümsemenin bedelini kendileri için çok ağır ödemişlerdir.

Erdoğan, FETÖ saldırılarına karşı gene beklenmedik bir hamle ile hem mevki, hem psikolojik hem de hamle üstünlüğünü ele geçirerek, manevra kabiliyeti konusunda ne kadar esnek ve üstün olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kararlı tutumu sonucunda tüm FETÖ saldırılarını bir bir püskürtürken, 15 Temmuz hain darbe girişiminde halk ile bütünleşmesini çok farklı ve özel bir seviyeye taşımıştır.

Günümüzde yaşanan onca ekonomik sıkıntıya, hatalı uygulamalara rağmen seçmenlerin kahir ekseriyetinin ekonomik sorunların çözümünde en önde gelen aktör ve adres olarak Erdoğan’ı görmesi, 18 yıllık kesintisiz iktidarında Erdoğan ve Partisinin her krizden güçlenerek çıkmasının verdiği güvenden kaynaklanmaktadır.

Erdoğan’ın kazanmaya yönelik düşünce yapısı, gelecek seçimler açısından da gene Erdoğan’ı en kuvvetli aday konumuna getirmektedir. Erdoğan’ın geçmişte aldığı tutum ve davranışlardan keskin dönüşler yapabilmesi ve bunu hem teşkilatına hem de seçmenlerine izah etme kabiliyeti, Erdoğan’ı gelecek seçimlere ilişkin farklı adımlar ile muhalefet bloğunu yıpratacak ve çatlatacak hamleleri yapmasına imkan vermektedir.

Gelecek seçimler açısından muhalefetin “güçlendirilmiş parlamenter sistem” gibi bir sistem değişikliğini en temel uzlaşı noktası yapması, gelecek seçimler açısından bizce Erdoğan’ın işini çok daha kolaylaştırmaktadır. Muhalefet, meclis aritmetiğinde anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edememesi halinde, en önemli vaat ve iddiasının karşılıksız kaldığının farkında olmayarak, Erdoğan’a olası bir seçim zaferi daha hazırlamaktadır. Yapılan anketlerde Erdoğan’ın partisinin ve ittifak ortağı MHP’nin oylarının en düşük halinde bile Mecliste Anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşamayan muhalefet, seçmenlere imkansız bir vaat vererek son düzlükte Erdoğan’ın seçim zaferine ilişkin farkı açmasına imkan veren bir söylemde ısrar etmektedir.

Son olarak, muhalefetin bir birinden çok farklı dünya görüşlerine sahip partiler olarak iktidarın yönetimine ilişkin bir temel uzlaşıyı bulmalarında ki olası zorlukta Erdoğan’ın gelecek seçim zaferini perçinleyen en temel etmenler arasında gelmektedir. Muhalefet değişen sisteme uygun bir konsantrasyona sahip değildir.

Erdoğan’ın siyaseten bu denli güçlü ve yenilmez bir lider olmasına rağmen, değişen nüfus yapısı, gelecek seçimlerin Erdoğan’ın son seçim zaferi olacağı gerçeğini de bize göstermektedir. Esasında muhalefet değişen seçmen yapısını dikkate alarak, bir yapılanmaya gitse ve genç seçmenleri hedefleyen bir program etrafında bir temel uzlaşı ile 5 sene ülkeyi ne şekilde yöneteceklerine ilişkin bir projeksiyonu ortaya koysa, Erdoğan’ın kazanan olarak süren siyasi serüveni beklenenden erken bir seçim mağlubiyeti ile sonlanabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here